Artvin’de bir Gürcü tarihi eseri daha sulara gömüldü

Kategoriler
/
Türkiye'de Gürcü Sanatı
/
Artvin’de bir Gürcü ...

Artvin’de bir Gürcü tarihi eseri daha sulara gömüldü

Türkiye bir taraftan yaptığı Yusufeli Barajı ile övünürken diğer yandan bölgedeki tarihi eserlerin yok oluşuna gözlerini kapatıyor.


Tarihsel Tao Bölgesi içerisindeki topraklarda günümüze yarı hasarlı veya hasarlı olarak ulaşan çok sayıda Gürcü tarihi eseri var. Birçok eser daha önce bu ve başka nedenlerle yok olmuştu. Elimizde kalan eserlerden biri olan Kavkasidze Kalesi ve Şapeli de gözlerimizin önünde sulara gömüldü.

Konuyla ilgili yorum yapan uzmanlar “Havzada yeterli yüzey araştırması yapılıp yapılmadığının, arkeolojik çalışmaların tamamlanıp tamamlanmadığının bilinmediğini, lakin mümkün olduğu halde yapı nakillerinin gerçekleştirilmediğini” söylüyor ve “Yüksek bir konumdaki Kavkasidzeler Kalesi ve kale içi şapeli de freskolarıyla su altında kalıyor. Gürcü tarihinin bir kısmını Yusufeli Baraj Gölü muhafaza edecek artık.” İfadelerini kullanıyor. Bununla birlikte, en başında baraj projelendirilirken havzadaki tarihi eserlerin baraj gölü dışında kalmasını sağlayacak projelendirmenin mümkün olup olmadığı da sorgulanıyor.

Merak edilip dile getirilen bir husus da; Bu bin yüz yıllık bir Gürcü tarihi eseri değil de birkaç yüzyıllık Selçuklu veya Osmanlı eseri olsaydı, aynı duyarsızlıkla sulara gömülmesine müsaade edilip edilmeyeceği? Geldiğimiz noktada bir önemli tarihi eserimizin daha sular altında kalması konuya hâkim yerli ve yabancı çok sayıda kişiyi rahatsız etmiştir. Fotoğraflarda eserin eski halini zamanla nasıl sulara gömüldüğünü görüyorsunuz.

Kavkasidze ailesinin adını taşıyan bu eser 10. Yüzyıl yapımı olup şapelindeki 13. Yüzyıla tarihlenen fresk de günümüze kadar ulaşmıştı. Yok olan sadece taş, bina, resim değildir. Yok olan Gürcülerin bu topraklardaki mühürlerinden biridir, kültürüdür, tarihidir. Başka halklar böyle tapulara, muhürlere, tarihe sahip olabilmek, kendilerine sahte geçmiş üretmek için çabalıyor. Biz ise binlerce senedir yaşadığımız, kadim topraklarımızda atalarımızın birikimleri ve kültürlerini yansıtan ve bazıları bin yaşından büyük eserlerimizden bir kısmını daha sessiz sedasız yitiriyoruz.